Çocuğunuza Neden “Babacığım” veya “Anneciğim” Dememelisiniz?

Ebeveyn olana kadar etrafımda duyup da anlamlandırmakta en çok zorlandığım hitaplardan biriydi “Babacığım / Anneciğim”. Kendi oğluna veya kızına bir insan neden babacığım ya da anneciğim der ki? Doğrusu, bunu anlamakta oldukça zorlanıyordum. Genellikle ebeveynler bu hitapları şefkat içeren anlarda, sevgi gösterisi olarak kullanmayı çok seviyor. Fakat işin diğer tarafına baktığımızda çocuğa anneciğim babacığım demek, çocuğun zihnini oldukça karıştırabilen hitap yöntemlerinden biri. Nasıl mı? Gelin, birlikte inceleyelim.

Eşimle henüz çocuğumuz olmadan önce etrafta fark edip şaşırdığımız durumlardan biriydi bu konu. Restoranda çocuğuna seslenirken “Yemeği yere dökme babacığım!” diye bağıran babalar; eline tablet tutuşturulup “Al anneciğim, oyna” denilen çocuklar; yemeği zorla yedirilmeye çalışılırken “Hadi teyzeciğim, bir kaşık daha” denilen minikler… Tam bir kaos ortamı anlayacağınız! Kimin rolünün ne olduğu belli değil ve bu karmaşanın temel sebebi, aslında ebeveynlerin kulaktan dolma bilgilerle birbirini bilinçsizce kopyalaması. Gelişim psikolojisi alanında profesyonel okumalar yaptıkça bu durumun derinliğini daha iyi kavradım. Bildiğim net bir şey varsa, o da çocuğa anneciğim babacığım demek gibi kendi rolünüzü (hitabınızı) ona yükleyerek seslenmenizde ciddi bir pedagojik hata olduğu.

Erken Çocukluk Dönemi ve Ters Hitaplar

Aslında erken çocukluk döneminde (0-2 yaş arası), bu tarz ters hitaplar çocuğun dünyasında farklı bir işlev görebilir. Çocuk bu evrede benmerkezci bir dönemdedir ve dünyaya tamamen kendi referans penceresinden bakar. Bu yüzden, karşısındaki bakım verenin ona yardım etmek istediğini bu hitap türüyle daha kolay sezebilir. Dil edinimi ve şefkat bağının kurulması açısından yaklaştığımızda, bu erken evrede ters hitapların belirgin bir sakınca üretmediğini görürüz. Hatta bu yaklaşımın, çocuğun sizin kim olduğunuzu (anne/baba rolünüzü) idrak edebilmesi adına ilk aşamada bir sorun yaratmadığını düşünebiliriz.Ancak çocuk büyüdükçe bu durum tamamen değişiyor.

3-4 Yaş Sonrası: Rol Karmaşası ve “Ebeveynleşme” Riski

Margaret Mahler’ın Ayrışma-Bireyleşme Kuramı, çocuğun ebeveyninden psikolojik olarak kopup kendi bağımsız benliğini ve kendilik algısını inşa etme sürecini anlatır. İşte tam da bu gelişim sürecinde, çocuklara kullanılan “ters hitaplar” süreci olumsuz etkilemeye başlar.

3-4 yaş sonrasında çocuklar, ayrışma-bireyleşme adımları atarken aynı zamanda sınırları da kavramaya başlarlar. Bu süreç içerisinde bireysellik kazanmaya çalışan bir çocuğun, yanlış hitaplar sebebiyle bir rol karmaşası içerisine girebileceğini unutmamak gerekir. Kendini ve dünyayı anlamlandırmaya çalışan bir çocuk için bu durum oldukça kafa karıştırıcıdır.

Özellikle bu gelişim döneminde karmaşıklaşan sınırlar, çocuğun ilerleyen yıllarda ebeveynleşme riski yaşamasına yol açabilir. Bu durum, çocuğun anne babasının duygusal yükünü ve sorumluluğunu sırtlanması anlamına gelir. Çocuk, kendi çocukluğunu yaşamak yerine ebeveynlerinin duygusal sorumluluğunu üstlenir; bu da büyüdüğünde arkasında oldukça yaralayıcı hatıralar bırakır.

Hitapta Ölçü Nasıl Olmalı?

Bu konuda en önemli noktanın, hitaplarımızda ölçülü davranmak olduğuna inanıyorum. Çünkü bu ters hitap biçimi, genellikle aşırı koruyucu ve iç içe geçmiş bir aile yapısının da habercisi olabiliyor. Söylemdeki bu aşırı koruyucu yaklaşım, çocukların ileride kuracağı ilişkilerde sınır sorunları yaşamasına ve kendi özgün kimliklerini inşa etmekte zorlanmalarına sebebiyet verebiliyor.

Çocuğunuza şefkat göstermenin yolu ona kendi rolünüzle hitap etmek değil; onun çocuk, sizin ise ebeveyn olduğunuz o güvenli ve net sınırı ona hissettirebilmektir.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir